Bingöl Ajans12 Haber Gazetesi

YA TARAFSIN YA BERTARAFSIN!!!


Bu makale 2016-07-28 17:07:57 eklenmiş ve 772 kez görüntülenmiştir.
İmran ASLAN

"İnsanı sevmeyen, merhamet etmeyen, kul hakkı yiyen bizden değildir" demiştir.

Akademik hayata ilk atıldığımda İstanbul’daki ünlü üniversitede akademik kariyer süren bir arkadaşıma danışırken bana söylediği şeydi. Eğer bir gruba, partiye veya cemaate üye olmazsan ve itaat etmesen akademik kariyer sürdürmen mümkün değil demişti. Ama neden? Dedim, ben çalışıyorum elimden gelen çabayı gösteriyorum ve kimsenin emir kulu olmak istemiyorum demiştim. O zaman bertaraf olacaksın demişti. O zamanlar daha yeni çalışmaya başladığım için fazla önemsememiştim ama zamanla işin rengi belli olmaya başladı. Erzincan Üniversitesinde iki sene çalıştıktan sonra artık bir örgüte veya cemaat üye olmadan akademik hayatın çok zor olduğunu anlamıştım. Erzincan Üniversitesindeyken düzenli olarak uygulanan mobbing (Psikolojik taciz) sonucu artık mücadele gücümü kaybetmiştim. İstanbul’daki bir yeni üniversite ÖYP ile yerleştim ve Erzincan Üniversitesinden zorunlu istifa etmek zorunda kaldım. Her yaptığım iyi çalışmanın önü kesiliyor, karalamalar, yalanlar sonucu artık her şey kabak tadı vermişti. Kürt olduğum için terörist muamelesi dahi gördüm veya hissettirilmeye çalışıldı. Atatürk Üniversitesinde başladığım doktora derslerinden bir tanesinden kalınca her şey daha da zorlaştı. Bir biriyle bağlantılı çalışan bu networkta taraf tutmazsan hem iş hayatın hem de akademik hayatın tehlikeye giriyor. İstanbul’a gidince doktoraya devam etme çabalarım gene aynı şekilde engellerle boğuştu ve iki üniversitede belli ideolojiye riayet eden akademik üyelerden oluştuğu için ya pes edecektim ya da bırakacaktım seviyesine geldim. İstanbul’daki  BU üniversitesi siyasi görüşüm ve solcu olmamam yüzünden doktora önüne büyük taşlar koydu. İki sene göstermeye çalıştığım çaba bir şekilde heba edilmeye çalışıldı ve görmezden gelinildi. Aynı şekilde derslerden bırakıldım ve ilgilenen herhangi bir akademisyen olmadı. Dalga geçer gibi oynadılar, emeklerimi çaldılar. Atamam olan İMU üniversitesi ise yalnızca İstanbul’daki BU üniversitesinden doktorayı kabul edeceğini başka türlü kadro vermeyeceklerini belirtiler.ÖYP nin yüklü 200 bin TL senedine imza atmam artık çok tehlikeliydi ve riskliydi çünkü her şey itaat kültürü üzerine kuruluydu. Ya itaat edecektim ya da doktorayı bitirmem çok zordu. Lisansta mezun olduğum İstanbul’daki MAUN de aynı şekilde pek iç acıcı bir umut vermedi ve doktoraya orada başlamama rağmen işlerin zor ve objektif olmadığını anladım. İşler zorlaşırken moraller alt üst olmuşken artık akademik hayat çok zor olmuştu. ÖYP deki senedi imzalamayınca İMU üniversitesi de ilişkimi kesti. Artık her şeye tekrar başlayacaktım ya da yurt dışına göç edecektim.Daha önce aldığım TUBİTAK bursu gereği Erzurum’da başladığım doktorayı bitirmek zorundaydım yoksa yüklü bir tazminat ödeyecektim.İşin açıkçası bu parayı ödeyecek gücüm yoktu ve aile desteği de olmayınca, tekrar başa dönerek Erzurum’daki doktorayı bitirmek zorundaydım. Bu sefer haksızlıklara, tehditlere karşı daha da dirençleşmiştim. Dolaysıyla gene dersten bırakılmalara, yeterlikten kalmalara, tezin red edilmesine boyun eğmek zorundaydım. Birkaç iyi insanın desteği ve verdiği moralle ancak beş yılda Erzurum’daki doktoramı;  aşağılanmalar, haksızlıklara, emek hırsızlıklarına boyun eğerek bitirdim. Normal bir akademisyenin göstereceği iki kat çaba ile ancak doktorayı bitirebildim. Sanki otomatikleşmiş sistem herkesten itaat ve bağlılık istiyordu. Bağlı olmayanlar ise büyük haksızlıklara maruz kalıyordu. Erzurum’da beraber başladığım ve birinci sırada girdiğim doktorayı en son ben bitirdim giren arkadaşlar arasından. Çevresi ve belirli grupların içinde olanlar hızlı ve sinirsiz bir şekilde 2-3 yıl içinde bitirdiler. Dolaysıyla ilk giren(Birinci sırada)  olarak en son bitirdim oda birkaç insanın desteği olmadan mümkün değildi. Derslerden bırakmalar, yeterlilikten kalmalar, belgelerin imzalanmaması, tezin red edilmesi ve yeniden yazılması gibi tüm haksızlıklara boyun eğerek ancak beş yılda bitirdim doktorayı.  Maalesef sistem ya tarafsın ya da bertarafsın üzerine kurulu. Akademik hayatta başarı; akıl, kalite gibi özelliklerden ziyade üye olduğun bir cemaat olmazsa ilerlemen mümkün değil. İşin en kötü tarafı ise bu kadar haksızlık, kanunsuzluk olurken bunları yapanların cezalandırılması yerine ödüllendirilmesiydi. Adamlar ezdikçe hak yedikçe ilerlediler, koltuk kaptılar. Maalesef bunu yapan birkaç siyasi grup ve cemaat değildi, bunu hepsi yapıyorlardı ve kurumsallaşmış bir haksızlık ve kanunsuzluk söz konusuydu.

Doktorayı bitirdikten sonra çevre ve destek olmayınca kadro var dedikleri üniversite de kadro açmayınca zamanında, beş ay işsiz evde oturmak zorunda kaldım. Aslında söylenen kadro var ama eğer itaat edersen veya belli şartları yerine getirir sendi. Beş ay sonra başladığım işte(BİN. Ün.) de haksızlıklar mobbingler deva etti. Derslerin iptal edilmesi, derslerin alınması, derslerin değiştirilmesi, projenin haksız yere iptal edilmesi, yalanlar üzerine soruşturma açılması, şikâyetler, iftiralar, bağırmalar, tehdit edilmeler ne deseniz bu iki senede yeni üniversitemde yaşadım. Doğru Taraf olmadığım için yedi yıldır Bertaraf olunmaya çalışıldım. Ama ya hak yolunu terk edip, haksızlık edip, kul hakkı yiyip canavar, inançsız olacaktım ya da bu tehditlere boyun eğecektim. Ben sabır ve boyun eğmeyi seçtim. Üniversitelerden tutun diğer tüm devlet kurumlarına çoğu aynı durumda. Tarafın yoksa bertaraf edilmen için kanunsuz insanlar seni bekliyor.

Askeriyede, 2007-2008 yılında dahi bir aylık eğitimim boyunca maruz kaldığım haksızlıkları saysam sayfalara sığmaz. Bilerek silahımı çalmalar, gece uyutmamalar, şantajlar, tehditler hepsini 5 aylık askeriye dönemim boyunca maruz kaldım. Sanki bunların hepsi bir networktu(Ağ) ve birbirine bağlıydı. Nereye gitsen belli bir standardı vardı, ya taraf tutacaksın ya da hayatın tehlikede.

 

İŞİN KISASI VE ÖZÜ, YENİ BİR SİSTEM OLUŞTURULMALI. BU SİSTEM TARAF OLMAK YERİNE HAK EDENLERİN KURACAĞI BİR SİSTEM OLMALI. YILLARCA( Cumhuriyet kurulduğundan beri)  HAKSIZLIĞA MARUZ KALAN bir sürü insan intihar etti, başka ülkelere göç etti, bunalıma girdi, dağlara kaçtı vb….Artık yeter(EDİ BESE), İnandığımız inanç gibi olalım. KUL HAKKI YEMEYELİM, İNSANLARA SAYGILI OLALIM.

 

Önerilen Kaynaklar:

http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/07/26/pencereyi-acip-3-kattan-kendimi-atmami-istediler

http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/07/28/kuleliden-atilan-ogrenciye-tuhaf-mulakat-sorusu

http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=184429

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Bingöl Hava Durumu
BINGOL
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl Ajans12 Haber Gazetesi
© Copyright 2015 Bingöl Haber Ajans12 Gazetes Bingöl Haber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Ajans12 Gazetesi Bingöl Haber ön muhasebe programı
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
BİNGÖL HABERİ