Bingöl Ajans12 Haber Gazetesi

KİRLETEN İRONİK İCRAATSİZ SİYASETİMİZ


Bu makale 2017-10-03 15:16:55 eklenmiş ve 1002 kez görüntülenmiştir.
Nurgul AKTEKİN

            Ne garip değil mi? Dezgah hol, welev ki Şar kalleş diyebilen siyasetçilerimizin varlığı…

            Yazılmış olmak veya yazmış olmaktan “büyük zevkler” almak sorun oldu bu şehirde… Ancak; benim için yazmak, yazmaktan hoşlanmasam da titremeyen bir kalemin ucu ile “Ak” olsa dahi bu sayfaları kazırcasına yazmak, bir tür demokratik mücadeledir.

            Ne derseniz deyin, sonu genellikle hüsran, hayal kırıklığı, hayrete düşürücü ve kötü bir “tongaya gelmişlik’le” biten bu siyaset şeklinin adına “Kirleten, İronik, İcraatsiz Siyaset” denir.

            Tuhaf!

            Çoook tuhaf! bir yapısı var siyasetimizin.

            Tuhaf ve yabancılaştırıcı, ötekileştirici bir işlevselliği var. Böyle bir siyaset, sürpriz kutular gibidir. İçinden ne çıkacağı kestirilemez. Çünkü herkesin sürekli olarak bir başkasının (Bakanın) güçlerinin bir bölümünü kendine aktarmanın peşinde oluğu siyaset anlayışında; kirletme itkisi ile ironileşen halinizin sonuçlarından, devrim niteliğindeki icraatlarınız da övülmemekle nasipleniyor.

            Peki! Gerçekten tezgah mı iyi değil, yoksa ötekileştirilen Şar’mı (Halk) kalleş?

Bu soruyu, ben! Sormuyorum. Önümüzdeki yerel seçim sürecinde yerel ve meydan siyasetinin içinde ki önemli şahısların, hepimizi rahatsız eden demeçlerini okumak ihtimali, teşkilat içindeki çekişmelerin verdiği yorgunluk ve bıkkınlık, işsizlik nedeni ile hayata küsmüş arkadaşlarını görmek istemeyen herkes! Beni, bu söylemi sorgulamaya itmiş olmalı...

Öncesinde şunu belirtmek isterim ki; Eleştiriler dikkate alınmadığında çürüme mukadder olurmuş. Evet bu doğru! Yani bu doğru ile olması gereken hizmetin “yapıcı eleştiriyle” kalitesinin artması için hoşgörü sağlanmalıdır. Lider hizmeti ile varsa; eleştiriyi dikkate almayan lider, çürümeyi kaderiymiş gibi görmelidir. Ama benimde ondan, bundan, sudan sebepler ile yapılan devrim niteliğindeki hizmetleri itibarsızlaştırmak için “merhaba” yerine “düüüt” diye sim gelse ne olur? Kimin işine yarar? Bunu da bilmek lazım!

Zorunluluğun baskısı altında İdeolojisinin, efendisinin, ağasının, mülkünün, parasının alternatifinin olmadığını hissettirmeyi, uzun uzun düşünmüş ve bu güne kadar tasarlamış oldukları en ince planlarla sağlamaya çalışanlar, bu planları ile toplumsal piramidin üst katlarına çıkıp, maddi ve manevi tatmin sağlamak, kendisine karşı konulan güçleri lehine çevirmek, adalet için kendileri ile düşmanlaşmış olanları yandaşları haline getirmek için kirli bir siyaset yolunu seçmişlerdir. Bizde zorunluluklarımız ile “olduğumuz gibi görünmeye cesaret edemiyor” oluşumuzla sürekli bir baskı yiyor, ve taraflarıymış gibi durarak yalan söylüyoruz. Onlarda, bu arada toplum adını verdikleri insanlar sürüsünde herkes aynı koşullar altında olmasın diye bakanın kendilerinden yana olduğunu bizlere deklare ederek varlıklarını tütsülerler.

Asaleti ve formasyonu ne olursa olsun, bu kirli amaçlar karşısında; bilginin, tevazünün, mütevaziliğın ve alçak gönüllülüğün egemenliği için kirlenmişe ve kirletene şirk koşmadan yerel siyasette yaratıcı olamazsınız. Kısacası bu halk böyle bir siyaset zihniyetinden kurtulup, biat ve icazet kültüründen kendini azat ederek özgür bireylere dönüşmediği sürece ekonomik, siyasal, kültürel ve ahlaki anlamda kalkınacak olması mümkün değildir. Sorunların nedenlerini ve çözüm bulucularını konuşmalıyız. Herhangi bir ideolojiye, efendiye, ağaya, mülke ve parasına biat ve itaat ederek istediğiniz siyasetçi profilini arzulayamazsınız. Çünkü otoriter yerel siyasi egemenler, çoğulcu özgürlüğü kabul etmezler. Bunların idare ettikleri toplumların ortak özellikleri kör, sağır ve dilsiz oluşlarıdır. Kör sağır ve dilsiz olan toplum olunca; hiçbir derinlik olmayacağı gibi yol almak isteyenlerin serbest dalış yapabilecekleri bir derinlikte olmayacaktır.

Siyasette kirlenmişlikten kurtulan kutsal topluluklar ne istediğini bilen bir çiçektirler. Çölde yaşam mücadelesi veren çiçeklerin yaşam nedenselliğinde ki suya olan ihtiyaç gibi bizler de ideoloji, efendi, ağa, mülk ve paranın koşumlarını kırıp merkezdeki kara deliği görmeden, duymadan, konuşmadan, siyasetimize “çiçek profil” belirlemek lüksüne sahip değiliz. Bu taht oyunları ile elindeki diplomasıyla hala siyasete fikir üretmeden her geleni ümmetsiz bir peygamber gibi gösteren övgüleriniz, uzak ihtimallerinizi daha çok zorlaştırıldığından propagandalarınız da karın doyurmuyor olacak.

Evet! Kendi tezgahını iyi, Şar’ı kalleş görenler, insanları kendi kendileri ile tutarlı hale getirin ki; görünmek istedikleri gibi olsunlar ve gerçekten oldukları gibi görünsünler. Böylece, toplum yasasını yüreklerinin en derinlerine yerleştirmiş olursunuz. Fıtratları gereği vicdanlarının polisi olarak özlenen sivil toplum insanı, yönelimleri gereği olarak ta devletine yurttaş olurlar. Ve böylelikle kendi kendileri ile örtüşür, iyi ve mutlu olurlar…

İnsanı kendisi için örgütlemek yerine kendiniz için örgütlerseniz, gün gelir bunlar sizinle çatışır. Uyum olanaksızlaşır ve ne yapacağınızı bilemez, bocalarsınız. İktidarın bu şehirde ki aramış olduğu adayın da “teşkilatçı oluşu” ruhuna ihtiyacının olunduğunu düşünenler. Size de dokundurmadan edemeyeceğim. Bu ruh zaten lider pozisyonu ile Recep Tayip ERDOĞAN’ca ulusalda sağlanmış durumdayken yerelde birilerini uyutup, “bizler teşkilatçıyız” diye kendinizi tütsüleyemezsiniz.

Ah bu şehirdeki kirli olan siyasi soylular ve oyunlar, okusanız da kurtulamıyorsunuz bu kendini bir şey sanma hastalığından… Neyi nasıl kullanacağınızı çok iyi biliyorsunuz. Mesela; yerli kozunuzu (werıv ma, neyv şıma) mantığında kullandıklarında, oturduğum yerden kalkıp; “Nereye gitmemi istiyorsun” Patron? diyecek kadar  ahmak olduğuma inanırlar…Yazııık pis işletilmişler…

Soruyorum size hiç bu şehrin size karşı olan “kalbinin kırıklığını” iyileştirmek için size sunulan, ve halkın kendisinden ödün verdiği  bir dizi seçeneği düşündünüz mü?

Beklemek…

Geçmişe Tutunmak…

Unutmak…

Affetmek gibi…

 

            Bütün mevcudiyetini avucunda ufaltacak kadar minik bir şehirde, içinde kirli varlığınızın “yangınlarına sebep” sayılabilecek kadar büyük olunan; “Sen Kimin Adamısın” dieee soru yönelttiğiniz de kafanızı karıştıracak kadar hepimiz”ci” cevabını aldığınız, hiç kimsenin akrabası, ideolojisinin yoldaşı olmayıp yine  avuç büyüklüğünde ki şehre, tezgahı da haklı da kalleş görmeyerek  hizmet eden ve edeceklere selam olsun

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Bingöl Hava Durumu
BINGOL
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl Ajans12 Haber Gazetesi
© Copyright 2015 Bingöl Haber Ajans12 Gazetes Bingöl Haber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Ajans12 Gazetesi Bingöl Haber ön muhasebe programı
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
BİNGÖL HABERİ